Hatemi Tai Sahabe Mi? Bir Yudum Tarih, Bir Yudum Espri
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım ve hayatımda kesinlikle iki şey var: Kahve ve espri. Herkesin hayatında bir “derin düşünme” dönemi vardır ya, işte benimki kahve eşliğinde esprili derin düşüncelerle geçiyor. Yani bir yanda bir şeyleri kafamda sorgularken, diğer yanda da sürekli bir şeylere gülüp geçmeye çalışıyorum. Ama bazen işler karışıyor, tarih, kültür, dini figürler ve bir de espri anlayışı… İşte o zaman Hatemi Tai ve sahabeler gündeme geliyor.
Hatemi Tai sahabe mi? Bu soru, aslında deli bir merak uyandıran bir şey. Çünkü tarihsel figürlerle ilgili sorduğumda içimde her zaman biraz kafa karışıklığı olur. Hatemi Tai’nin hayatı gerçekten ilginç ama o, sahabe mi? Hem de derken, bir an önce bu soruya bir yanıt almak istiyorum.
Hatemi Tai Kimdir? Kısa Bir Özet
Hatemi Tai, 6. yüzyılda Arabistan’da yaşamış çok önemli bir kişilik. Özellikle cömertliğiyle tanınmış, hatta “Dünyanın en cömert adamı” gibi bir unvanı varmış. O kadar cömert ki, gece yatağında uyuyacağına, parasını, malını, her şeyini fakirlere dağıtıp sadece Allah’ın rızasını arayan bir adam. Neyse, ben de bazen arkadaşlarımın doğum günü hediyesi alırken “Vallahi benim Hatemi Tai gibi olma zamanım geldi galiba” diyorum ama sonra bakıyorum ki, hesabımda 20 TL var, cömertlik bir başka bahara kaldı.
Ama Hatemi Tai sahabe mi? İyi soru, onu da geçmeden önce şu soruyu kendime soruyorum: “Ya gerçekten cömert olsam, acaba hayatta hep mutlu olur muyum?” Hani bir yanda da insanın “Birader, biraz da kendini düşün!” demesi gerek.
Hatemi Tai, Sahabe Olmalı mı?
Beni en çok düşündüren nokta şu; Hatemi Tai, gerçekten sahabe değil ama niye olmasın? Yani sonuçta o da müslümandı, hatta bir rivayete göre İslam’a da sonradan girmiş. Peygamber Efendimiz (SAV) zamanında yaşamış ama, sahabe olabilmesi için sadece İslam’ı kabul etmek yeterli değil, bir de o dönemde Peygamber ile bire bir zaman geçirmek lazım. Hatemi Tai, Peygamber zamanında yaşamış ama onunla karşılaşma fırsatı bulamamış. Bir nevi tarihi “FOMO” (Fear of Missing Out) yaşıyor.
Düşünsenize, her sabah “Bugün Peygamber Efendimizle kahve içsem mi?” diye düşünüp, sonra “Ama ya o gün ben uyuyakalırım!” diyorsunuz. O anda bir de peygamber yanınıza gelip, “Gel Hatemi, bir sohbete başlayalım” dese, ne yapardınız? Valla ben Hatemi Tai olsam, “Abi ben ne yapıyorum, uykumu mu kaçırdım?” derdim.
Hatemi Tai Sahabe Olmuyor Ama Cömertliği Tüyleri Diken Diken Ediyor
Beni de en çok etkileyen şey Hatemi Tai’nin cömertliği. “Bu adam, zamanında günde bir kişiyle sohbet etmek yerine her akşam 10 kişiye hediye veriyormuş!” diyorsunuz ve sonra “Ya ben niye geçen hafta arkadaşımın doğum gününü unutmuşum ki?” diye düşünüp azıcık utanıyorum. Yani gerçekten, bizim şu anki “hediye verme” anlayışımız ne kadar dar bir çerçevede, değil mi? Hatemi Tai’nin “Herkese bir şey vereceğim!” yaklaşımı, sanki bir tür “benim sadece kendime olan sevgim, beni özgür kılar” anlayışına karşı bir meydan okuma gibi.
Yoksa, cömertlik bu kadar basit mi gerçekten? Her şeyimizi bir kenara koymak, gerçekten bir şeyler verebilmek? İşte o zaman Hatemi Tai’yi bir kahve eşliğinde daha iyi anlıyorum. Ama bir de tabii, cömertliğin arkasındaki başka şeyler var. Hatemi Tai’nin cömertliği, sadece maddi bir paylaşım değil, aynı zamanda insanın özünü yansıttığı bir durum. Birinin yardıma ihtiyacı olduğunda, o yardımın gerçekten içten gelmesi… Hani diyorum ya, “Ben cömert değilim, ama iki TL’lik kahve alırım birine”, o da cömertliktir tabii.
Sonuçta, Hatemi Tai Sahabe Olmasa Da, Hepimize Bir Armağan
Şimdi gelin bir de şunu soralım: Hatemi Tai, sahabe olmasa da, onun hayatı ve cömertliği, sadece bir tarih kitabının sayfasına hapsolmalı mı? Hayır, değil. Bugün bile Hatemi Tai’nin cömertlik anlayışı, bizlere çok şey katabilir. Belki sahabe değildi, ama biz onun cömertliğini hala hatırlıyoruz ve bu da çok şey ifade ediyor.
Sonuçta, Hatemi Tai sahabe değil ama bize verdiği mesaj çok önemli: İnsan, malından, zamanından, emeğinden, her şeyinden verebileceği kadar verebilir. Benim gibi bazen tembellik yaparak hayatı çok fazla ciddiye almayan birine bile bu mesaj geçiyor.
Biraz düşününce, belki de cömertlik, Hatemi Tai’nin en büyük mirası. Onun gibi olmak, belki de bu dünyanın en büyük hediyesi. Yani, “Ya Hatemi Tai sahabe olsa da olmasa da, hepimiz birer Hatemi Tai olabiliriz, değil mi?” diyorum kendi kendime. Ama sonra kahvemi bitiriyorum, başımı önüme eğiyorum, çünkü evet, hala o 20 TL’yi bulamamış durumdayım.