Egri ekibi olarak “Asansör parası ne kadar” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!
Asansör Parası Ne Kadar? Bir binanın içinde sıkışıp kalan çocukluğum ve büyümeye çalışan ben
Tavsiye Ettiğimiz İçerik: Asansör içinde neden telefon çekmez ?
Egri takipçilerine merhaba! Bu yazımız “Asansör parası ne kadar” konusunu seven herkes için hazırlandı.
Bir kapının önünde başlayan hikâye
Bazı günler vardır, insanın hayatında hiçbir şey “büyük olay” gibi görünmez ama geriye dönüp baktığında aslında her şeyin orada başladığını anlarsın. Benim için o gün, Kayseri’de eski bir apartmanın önünde başladı. Cebimde bozukluklar, elimde küçük bir poşet, aklımda ise sadece annemin söylediği basit bir cümle vardı: “Asansör parası ne kadar bilmiyorum, sorunca öğrenirsin.”
O an çok basit gelmişti. Hatta biraz da gülmüştüm. Çünkü bir asansör için para mı istenirdi gerçekten? Şehirde büyüyen biri için bu soru garipti. Ama işte bazı yerler şehir gibi davranmaz. Bazı apartmanlar, kendi küçük kurallarını koyar.
Kapının önünde dururken içimde garip bir heyecan vardı. Sanki küçük bir iş değil de, önemli bir sınava giriyormuşum gibi hissediyordum. Hem meraklıydım hem de içten içe tedirgin.
İlk karşılaşma: Dar koridorlar ve yabancı bakışlar
Kapı açıldığında yüzüme eski binaların o kendine özgü kokusu çarptı. Nem, boya ve zamanın karışımı gibi bir şey. Merdiven boşluğu loştu. Duvarlarda eski duyurular, solmuş apartman kuralları…
Bir an durup yukarı baktım. Asansör oradaydı ama sanki sadece “bazen çalışan” bir efsaneydi.
Tam o sırada aşağıdan bir ses geldi.
“Yeni misin?”
Yaşlı bir adam merdiven korkuluğuna dayanmış bana bakıyordu. Sesi sert değil ama mesafeliydi.
“Evet,” dedim. “Şey… asansör parası ne kadar?”
Soruyu sorarken bile kulağıma garip geldi. Sanki para değil de bir sır soruyormuşum gibi hissettim.
Adam bir an sustu. Sonra hafifçe güldü.
“Kaçıncı kattasın sen?”
“Üç.”
Başını salladı.
“Üçüncü kat için az alırlar. Ama önce şunu öğren: Neden asansörü kullanmak istiyorsun?”
Bu soru beni şaşırttı. Cidden şaşırttı. Çünkü ben sadece yukarı çıkmak istiyordum. Bazen insanın motivasyonu bu kadar basittir.
Ama o an anlamadım: Bu bina, sadece katlardan ibaret değildi.
Asansör kapısı ve görünmeyen ekonomi
Asansörün yanına gittik. Küçük bir düğme, eski bir panel, hafif titreyen bir ışık. Üzerinde el yazısıyla yazılmış bir not vardı: “Kat başı katkı payı zorunludur.”
İşte o an içimde hem gülme hem de hayal kırıklığı hissi oluştu.
Gerçekten de “asansör parası ne kadar?” sorusunun bir cevabı vardı ve bu cevap matematikten çok insan ilişkilerine bağlıydı.
Yaşlı adam cebinden küçük bir defter çıkardı. Sayfaları doluydu. İsimler, katlar, borçlar…
“Burası,” dedi, “sadece yukarı çıkılan bir yer değil. Burada herkes asansörün elektriğine, bakımına, arızasına katkı verir.”
Bir an düşündüm. Bu sistem bana hem çok eski hem de çok gerçek geldi. Modern şehirlerde görünmeyen şey burada çok açık yazılmıştı: Her şeyin bir bedeli var.
Ama asıl hissettiğim şey para değil, aidiyet meselesiydi. Sanki asansöre binmek bile “bu binanın parçası mısın?” sorusuna bağlıydı.
Üçüncü kata çıkan yol ve iç sesim
Önerdiğimiz İçerik: Asansör neden kat arasında kalır ?
Asansöre bindim. Kapı yavaşça kapandı. İçerisi dar, biraz karanlık ve sessizdi. Yukarı çıkarken metalin hafif sesini duyuyordum.
Ve o anda garip bir şekilde çocukluğum geldi aklıma.
Kayseri’de eski evimizdeki merdivenleri düşündüm. Annemin alışveriş poşetlerini taşıdığı günleri… Babamın sessizce merdivenleri çıkışını…
“Biz hiç asansör parası diye bir şey konuşmazdık,” dedim içimden.
Ama burada, her şey konuşuluyordu. Hem de açıkça.
Üçüncü kata geldiğimde kapı açıldı. Dışarı adım attım ama içimde bir şey değişmişti. Sanki sadece yukarı çıkmamıştım. Bir sistemin içine kısa süreliğine girmiş ve çıkmıştım.
Bir gün sonra: Aynı soruya farklı cevap
Ertesi gün tekrar aynı binaya gittim. Bu sefer merakım daha büyüktü. Sadece paketi teslim etmek değil, anlamak istiyordum.
Bu kez merdivenlerde bir kadın vardı. Elinde çamaşır sepeti, yorgun bir yüz.
“Dün asansör parası sordun değil mi?” dedi.
Başımı salladım.
Gülümsedi ama o gülümseme biraz yorgundu.
“Bizde herkes kendi gücüne göre verir. Ama çoğu zaman kimse vermez.”
İçimde hafif bir utanç hissettim. Çünkü bu cümle bana şunu düşündürdü: Sistem var ama herkes aynı şekilde işlemiyor.
“Asansör parası ne kadar?” sorusu aslında net bir rakam değilmiş. Daha çok bir vicdan ölçüsüymüş.
Binanın hafızası ve benim değişen bakışım
O gün biraz daha kaldım binada. İnsanları gözlemledim. Kimisi asansörü kullanıyor, kimisi merdivenleri tercih ediyor. Kimisi sessizce ödeme yapıyor, kimisi görmezden geliyor.
Ama en çok dikkatimi çeken şey şuydu: Herkes bu küçük sistemin içinde yaşıyor ama kimse tam olarak onu sahiplenmiyor.
İçimden bir cümle geçti:
“Belki de asansör parası sadece para değildir. Belki de birlikte yaşamanın bedelidir.”
Bu düşünce biraz ağır geldi. Ama gerçekti.
Kendi iç muhasebem
O gece eve döndüğümde uzun süre düşündüm. Defterimi açtım ve şunu yazdım:
“Bugün bir binada asansör parası sordum. Ama aslında insanlara ne kadar birlikte yaşadıklarını sormuş oldum.”
Bir anda küçük bir olay, büyük bir anlam kazandı.
İçimde hem bir hayal kırıklığı vardı hem de garip bir farkındalık. Hayal kırıklığım, basit bir şeyin bile karmaşık hale gelmesiydi. Ama farkındalığım, hayatın zaten karmaşık olduğuydu.
Son ziyaret: Cevapsız bir soru
Bir hafta sonra tekrar o binanın önünden geçtim. Bu sefer içeri girmedim. Sadece kapıya baktım.
Kendi kendime sordum:
“Asansör parası ne kadar?”
Ama bu kez cevap aramadım.
Çünkü bazı soruların cevabı para değildir. Bazen cevap, insanların birbirine ne kadar alan bıraktığıdır. Bazen de kimsenin vermediği ama herkesin kullandığı bir ortak yük.
O an anladım: Ben o binada sadece bir asansör görmemiştim. İnsanların birlikte yaşama biçimini görmüştüm.
Ve bu, herhangi bir rakamdan çok daha ağırdı.